17 Jun 2008 için Arşiv|Günlük arşiv sayfası

Ötesi Olmayan..

 

Soğuk bir kış günüydü. Bir belediye otobüsünde cam kenarında, yanında can dostuyla oturuyordu. Kafasını cama yaslamış, dalgın gözlerle dışarıyı izliyordu. Trafiğin yoğun olduğunun farkında bile değildi.

Arkadaşı yanında ona doğru dönük, onu izleyerek bekliyordu.

 

Ve sordu:

-Eeee ne olacak?

-…

Sessizliğini ve halini bozmadı.

Bir zaman böyle kaldılar. Arkadaşı tekrar bir soru sorarak sessizliği bozdu:

-Ya unutamazsanız? Ya yerlerinizi dolduramazsanız?

-…

Sükutunu bozmadı. Gözleri yine dalgın… Zahiren böyle gözüküyordu ama içinde bir alev almıştı birden. Arzında şiddetli bir deprem, toprağının üstünde bir fırtına, gök kubbesini yaracak şimşekler çakmaya başladı semasında…

Aklının ucundan geçmeyen, beklemediği bir beklenti, bir korku doğmuştu içinde…

 

Birden otobüsün, inmesi gereken durağa geldiğini fark etti.

-Ben burada ineyim, dedi sessizce. El sıkıştılar ve otobüsten indi.

Yalnız kalan dostu, sulanmış gözlerle izledi bir müddet onu. Sonra önüne döndü ve kafasını ellerinin arasına alarak, öne doğru eğildi.

Otobüs duraktan kaybolmuştu. Otobüsten inince bir yandan önünü kapatmak için uğraşıyor, bir yandan yürüyordu. Otobüsteki dostuna bakacaktı ki otobüsün gittiğini fark etti.

Bir zaman yürüdükten sonra bir hana girdi. İkinci katına çıktı, bir kapıyı çaldı.

Kapıyı açan onu görünce tebessüm etti. Selamlaştıktan sonra salona geçtiler. Salonda bir grup öğrenci vardı.

-Esselamü aleyküm dostlar, diyerek içeri girdi.

Salondaki öğrencilerin gözleri açıldı birden onu görünce.

-Aleykümselam, dediler hep bir ağızdan, yüzlerinde bir gülümsemeyle.

 

Kendisine ayrılan yere oturdu. Birkaç hal hatır muhabbetinden sonra konuşmaya başladı:

 

Evet doslar!

Bu haftaki sohbetimizin konusu:

Aşk…

Kainatın yaratılış gayesi…

Mukaddesatın zirvesi…

 

İşte bu Aşk prizmasını oluşturan üç nokta:

 

Rabb’in “Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım” kudsi hadisindeki derin mana…

Ebu Bekir’in ölüm döşeğinden ilk gözlerini açtığında “Muhammed nasıl?” sorusundaki ulvi sır…

Aleyhissalatın “Allahtan başka dost seçecek olsaydım, o Ebu Bekir olurdu” sözündeki ince ölçü…

 

Evet dostlar! Aşk: “Ötesi olmayan…”

 

 

 

 

 

Aşıkların; merhemlerin ilaç olmadığı, dertleri var

Ki ne uyku, ne seyahat, ne de yiyip içmek çare kılar

MEVLANA

O..

Hayatı fark ettiğimden beri yanımdan ayrıldığını hiç hatırlamıyorum.

Aramızdaki kuvvetli bağların sebebi nerden geliyor onu da çözmüş değilim hala.

Dostluk denen kavramı anladığını anlamak var sadece.

Hani aşkı yaşamayanlar aşk nedir bilmez ya…

Aynı öyle. Can dost olmayanların anlayamayacağı bir mesele.

 

O kadar çok iyi insan var ki çevremde. O kadar yürekli, o kadar samimi, o kadar fedakar ve o kadar cömertler… Ama yerini neden alamıyorlar diye çok düşündüm.

 

Ne?

Ne?

Ne?

Olaki sebebi?

 

Sebepsiz…

İşte mesele tam da burada başlıyor. Sebepsizce bir dostluk.

 

Öyle ki: Var olması, var olmama yetiyor.

 

Söz’ünü atıyorum

 

 

Göz yaşlarımı ipe astım
Kül tablasında hayallerim
Kuruttum bir bir acılarımı
Ve uçurdum hayalleri
Söz’ünü attım dünyanın
Yaslandım duvarına Mescid-i Aksa’nın