Ağustos, 2008 için Arşiv|Aylık arşiv sayfası

Bilmem ki kimin için..

 

Hayattan mı başlasam, hayata başlamaktan, doğmaktan mı?..

Yoksa ölümden mi, ölmeden öldürenlerden mi?

Acıdan mı, acıtanlardan mı?

Yengiden mi, yenilgiden mi?

Yeniden anlatamamaktan mı, yine anlaşılmamaktan mı?..

Neye başlasam?

 

Başlanacak, o kadar çok şey var ve yok ki..

 

Düşünüyorum da bazen:

“Ne de zormuş, isyan etmeden yaşamak, durgun sular gibi azalmak”

Yada:

“Ne de zormuş, isyan etmeden yaşama son vermek”

 

Zor,

Yalnız yolcusu olmak, doğumdan ölüme giden mücadelenin ve sabrın dirayeti..

Yalnızca olmak…

 

Ozanın dediği geliyor aklıma bazen:

“Melullenme deli gönül

Gez bir zaman, gör nice olur”

 

Sonra da, siyah beyaz hayatı kabullenmeyi deniyorum tekrar, “İlmeği kaçmış bir hayat benimkisi” diyerek..

 

 

Meçhul bir yolcuyum, bu son akşamda

Umutlarım söndü siyah bir camda…

 

 

 

Bir alaturka hüzün; Elfida

 

Yüzün geçmişten kalan

Aşka tarif yazdıran

Bir alaturka hüzün

Yüzün kıyıma vuran

Anne karnı huzur..

Çocukluğumun sesi:

Senden bana,

Şimdi zamanı sızdıran..

 

Şımartılmamış aşkın,

Sessizliğe yakın.

Kim bilir kaç yüzyıldır,

Sarılmamıştır kolların.

Sisliydi kirpiklerin,

Ve gözlerin yağmurlu..

Yorulmuşsun..

Hakkını almış yılların.

 

Elfida!..

Bir belalı başımsın

 

Elfida!..

Beni fark etme sakın

Omzuma yük bıraktın

Yüküm dünyaya yakın

 

Elfida!..

Hep aklımda kalacaksın

 

Elfida!..

Sen eski bir şarkısın…